Let's unite Famagusta

|
Maraş’ı da kapsayacak Mağusa, geleceğin birleşik Kıbrıs’ına örnek olabilecek model bir kent olabilir. 1974 öncesinde Kıbrıslı Rumlar’ın yaşadığı Mağusa’nın Maraş bölgesi, günümüze dek bir pazarlık unsuru olarak tutulmuştur. Burada ne insanlar yaşamaktadır, ne de kent kullanılmaktadır. “Hayalet kent” olarak nitelendirilegelen bu yer, belki de Kıbrıs’taki çatışma geleneğinin ve bölünmüşlüğün en çarpıcı simgesidir. 1974 öncesi zengin bir tarihe, oldukça renkli ve canlı bir yaşama ev sahipliği yapmış Maraş gibi bir yerleşim yerini, harabeye çevirmek uluslararası hukuğun açıkça ihlalidir. Mağusa’nın gerek halka açık, gerekse kapalı bölgelerindeki ve onların çevresindeki askeri varlık nedeniyle Mağusa’da yaşayan insanlar, kentin yakınındaki denizin tadını çıkaramamaktadır. Kentin süregelen bölünmüşlüğü nedeniyle kente yönelik uzun vadeli kalıcı fiziksel planlama öngörülememekte ve gerçekleştirilememektedir. Mağusa kentsel alanı, hala daha doğru düzgün bir şehir planlaması, ulaşım ağı, kanalizasyon sistemi, atık su arıtma sistemi ve temel altyapı kurumları ile hizmetlerinden yoksunluğu ağır biçimde yaşamaktadır. İki tarafın siyasi elitleri, burayı insanların yararına somut kullanıma sunacak gerçek bir ortak zemin aramaksızın, Maraş konusunu bir etkileme aracı olarak kullanmakta ve bu da Mağusa’da yaşamış olan ya da halen yaşamakta olan tüm insanları, oyunun kaybeden tarafı konumuna sokmaktadır. İnanıyoruz ki Maraş’la ilgili tek yanlı eylemler ya da talepler, hem Kıbrıslı Rum, hem de Kıbrıslı Türkler’den oluşan Mağusa nüfusunun yararına arzulanan sonucu getirmemekte, iki toplumun yakınlaştırılması ve adanın yeniden birleştirilmesine hizmet etmemektedir. Maraş’ı da kapsayacak Mağusa, anılan hedeflere yönelik olarak, şu anda kullanılmayan özgün bir şans ortaya koymaktadır. Maraş’ı da kapsayacak Mağusa, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar arasında çeşitli düzeylerde işbirliği, iletişim ve etkileşimi sağlayacak çığır açıcı yeni bir model yaratma fırsatı sunmaktadır. Bu bölgede böylesi bir modelin yaratılması, geleceğin yeniden birleştirilecek Kıbrıs’ına bir örnek teşkil edecektir. Bu nedenle bizler, her iki tarafın temsilcileri ile burada çıkarı bulunan Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler’den oluşacak bir komite kurulmasını, bu komitenin BM ve/veya AB’nin şemsiyesi altında çalışarak yukarıdaki hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik bir eylem planı hazırlamasını öngörmekteyiz. Böylesi bir eylemin, Mağusa ve çevresi ile bölge halkına ve tüm Kıbrıs’a çok yönlü pozitif etkileri olacaktır. Şöyle ki: - “Hayalet kent” sakinleri kentlerini yeniden yaşama döndürüp canlandırmaya muktedir olacaklardır, - Çeşitli yönlerden bölgenin gelişimini mümkün kılacaktır, - Şimdiki çıkmaz durumda bir hareket yaratacak ve Kıbrıs halkına da olumlu bir değişimin mümkün olduğu umudunu sunacaktır, - Farklı kökenlerden farklı uzmanlığa sahip iş çevrelerinin ortak girişim ve yatırımlarda işbirlikleri için örnek olabilecektir, - Kıbrıs’taki iki toplum, kişiler ve toplumlararası düzeydeki etkileşimlerini artırarak, birbirlerinin beklentilerini daha iyi anlayıp kabul edebilecektir, - Mağusa limanının uluslararası onaylanmış yasal kullanımı ve iki toplum yararına kalkındırılması sağlanabilecektir, - Mağusa suriçinin UNESCO’nun bir kültürel miras alanı olarak korunmasına yönelik süreci desteklenecektir, - Her düzeyde çok toplumlu ve çok kültürlü eğitim kurumlarının kurulmasına yol açılabilecektir, - Rumca ve Türkçe lisanının öğretilmesi profesyonel düzeyde kurumlaştırılabilecek ve bu da iki toplumun üyelerinin birbirlerinin lisanını öğrenip konuşmasını teşvik ederek, lisan nedeniyle aralarındaki diyaloğu sınırlayan engelin aşılmasına yarayacaktır, - İki tarafın yetkililerinin böylesi bir yeniden yakınlaşma adımından yana açık ve net deklerasyonları, diğer başka pozitif eylemlerle de desteklenebilirse, şoven eylem ve olaylara karşı açık bir mesaj oluşturabilecektir, - Ortak bir gelecek kurmanın, geçmişe yapışıp kalmaktan ve sık sık tekrarlanan geriye doğru savrulmalardan daha etkin ve üretken olabileceği yönünde açık bir mesaj verilecektir. |